Varlık Fonu ve İstanbul 2023-2050 Projeleri Ekonomiye Potansiyel Kaldıraç

Türkiye Veri İşleme Merkezi (TUVIMER) adına yazılarını kaleme alan Lütfi Altun öneriyor:

Günümüzde “Kentsel Risk Yönetimi”; olası riskler, fırsatlar ve potansiyellerin güvenli, huzurlu, sağlıklı ve gelişmiş toplum vizyon ve hedefleriyle birlikte değerlendirilmesidir. Ayrıca, sosyal-ekonomik-teknik-çevre boyutlu çok sektörlü sürdürülebilir kalkınma ve gelişim yönetiminin bir parçası olarak görülmektedir. Bu yönetişim şekli; giderek daha çok netlik kazanacak şekilde kavramsallaşmaktadır. Devlet yönetişim sistemine dahil olarak, kasıtlı provakatif müdahaleler ile olası hain ve fren odaklarını açığa çıkarmak rolünü üstlenmektedir. Dünyada kalkınmanın dinamosu şeklinde tanımlara dönüşmektedir. Konunun Türkiye kalkınmasında son günlerde pratiğe ve ekonomiye yansıtılmasının adı Varlık Fonlarıdır.

Varlık Fonu(VF) ile Kentsel Risk Yönetimi; olağan koşullarda, öngörülebilir önlemler dahilinde, boyutu ve özelliği ne olursa olsun risk ve tehditleri bertaraf ederken, varlık değerlerini potansiyelleriyle maksimize eden, rakiplerine karşı ek üstünlük kazandırmaktadır. Kısaca pozitif kalkınmayı geometrik olarak geliştirmek gücüne sahiptir. Vizyonu ise; varlık değerlerini yatırımla özdeşleştiren mevcut ve olabilecek ekonomik risklerin fırsata dönüştürülmesidir. Her türlü iç ve dış tehditlere, hatta güvenlik tehlikelerine ve kıskançlıklara rağmen, Türkiye etki coğrafyasının lider metropolü İstanbul 2023 Büyük Dönüşüm ve Yatırım Projeleri için de destek olabilecek Varlık Fonu üzerinden kaynak bulunuyorsa, 2023 hedeflerinin gerçekleşmesi artık şansa değil, liderle bütünleşen kadrolara işaret ediyor demektir. Önümüzde Anayasa
Oylaması sonrası bunu mümkün kılacak sürece gebedir.

Bu fonun ete kemiğe bürüneceği projeler ve de konu başlıkları için çok kimse farklı şeyler belirtebilir. İlk akla gelenler Kanal İstanbul, 3. Havaalanı, Çanakkaleye Asma Köprü vb.. VF ile bunların ötesi düşünülmeli ve uygulanmalı. Bana göre aşağıdaki konular ilaveten bu programın parçaları olabilecek potansiyeldedir. Bu nedenle tekrar üzerlerinde durulmaya değer..

İSTANBUL’UN PRANGALARINI KIRACAK ÖNCELİKLİ PROJELER

Türkiye’nin dünyaya verdiği resme göre; ardı ardına muazzam projeler hem açıklanıyor, kısa zamanda tamamlanıyor, hizmete açılıyor. Bunu takip edebilecek açıklanmış İstanbul Ulaşım Projeleri 1000 km yi aşkın raylı sistemler olup sıra onların hızlandırılmasındadır. Nitekim raylı Sistemlerimiz son 25 yılda şu an tamamlanmaya çalışılan 60 km banliyo hattı ile mevcut performansla ancak 200 km ye çıkacak. Sonrasında bitmeye yaklaşan ve devam edegelenler dahil üç dört yıl içinde ilaveten 160 km daha eklenecek. (Üsküdar-Ümraniye Metrosu-22 km, Dudullu-Bostancı.12-13 km, Kabataş-Mahmutbey-22 km, İkitelli-Ataköy-13 km, Sabiha Gökçen-Kaynarca-7 km, Eminönü-Aibeyköy Tramvayı-13 km, – Sefaköy-Halkalı-Başakşehir Hava Metrosu-16-17 km, Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt Metrosu-18 km, Başakşehir-Kayabaşı Metrosu- 7 km, Kirazlı- Bakırköy Metrosu-10-11 km , Kirazlı-Halkalı -10 km vb) sayılabilir. 360 km raylı sisteme denk gelir. Unutulanlar eklenecek hatlar olabilir. Bunlarla 2023’e kadar en fazla 400 km raylı sistem hattına erişilebilir görünüyor. Oysa bugünkü kaynaklar buna bile elvermiyor.

HEDEF İSTANBUL TOPLU TAŞIMINDA %75-80 RAYLI SİSTEM OLMALI

Dev metropolün günlük ihtiyaçları bugün toplu taşımaya pıranga misali kilit olmuş durumda. Toplu taşımada asgari 1000 km raylı sisteme derhal ve hemen acil ihtiyaç var. 1996-2007-2009-2011 İBB Ulaşım Mastır Planlarından çıkarılanlara göre; şu an İstanbul Metropoliteninde günlük tüm yolculuk sayısı 24 milyon, bunun %44 yaya yolculuklar, %56 sı araçlı yolculuklar (13.4 milyon kişi) bunun dağılımı ise; %52 si toplu taşım, %15 servis, %33 özel oto ve taksi, toplu taşımın yolculuk sayısı 7 milyon kişi olup bunun kendi içinde dağılımı da %4 deniz, %19 raylı sistem ve %77 karayoluna aittir. Dolayısıyla tüm yolculukların sadece %5’i ve araçlı yolculukların %10’u raylı sistem den oluşuyor. Bu kısır döngünün kırılması için entegre toplu taşımda aslan payını raylı sistemlerin alması gerekmektedir. Oysa 2023 te yolculuklar 35 milyona çıkıp turizmdeki 15-20 milyon hedefler yakalanırsa 100 adet 5000 kapasiteli otoparkları olan aktarma istasyonlarıyla en az 1000 km raylı sistemle beraber kaçınılmaz olacaktır. Aksi durumda trafikte giderek artan süre kayıpları daha da katlanacak, toplum sağlığını ve huzurunu bozacak, trilyon dolarlık ekonomik potansiyelindeki rekabet gücünü daraltacaktır. Tersi bölge ekonomisinin dinamosu olacaktır.

Günlük raylı sistemle yolculuk sayısı 2023 de 16 milyon kişi olacaktır. Bunun reel getirisi bugünkü getirinin en az on katı yıldır. Ayrıca 2050 İstanbul’u için şimdiden dünya metropoller kademelenmesinde ilk sıralara çıkaracak ağır metro ve havarayla entegre edilmiş ihtisaslaşmış kentsel ekolojik omurgayı yatırımcıların ilgisine ve 2023 hedefleriyle öngörmek gerekecektir. TEM-E-5’e paralel iki yeni kesintisiz karayolu ağı yatırımı ile raylı sisteme entegre edilmeli.

KATMA DEĞERİ YÜKSEK YATIRIMLAR YÜKSEK TEKNOLOJİ VE İNOVASYON VADİLERİ

Giderek temiz enerji, bilişim, nano teknoloji, yüksek teknoloji, sağlık ve gen teknolojisinde katma değeri yüksek ekonomide kümeleşecek inovasyon vadileri daha öncelikli olarak öne çıkacaktır. Bu hem kolay hem zordur. Kolaylık için önce beyinlerde bu inovasyon yaşanmalıdır. Avrupa’da bu döngü 60 yaşındaki bir senatörün 1960 yılında başlattığı Ameriekan Silikon Vadisi vari girişimiyle yaşanmış ve birkaç köy belediyesinin öncülüğünde 2.5 milyon m2 de geliştirilerek başarılmıştır. Günümüzde dünyanın 500 dev şirketine ev sahipliği yapan Avrupanın silikon vadisi Bilge Şehir Sofia-Antipolis böyle oluşmuştur.. İstanbul’un dev belediyesi bile hala bunu başaramadı. Varlık Fonu ile bu süreç başlatılmalı dır. İstanbul Fiberoptik altyapısının desteğiyle Çinlilerin 20 milyon m2 içinde Almanlara kurdurdukları benzer vadiyi İstanbul metropoliten makroformuna kazandırmalıdır. Benim İBB pratiğinde ar-ge sine yoğunlaştığımız Yeni İstanbul Makroformunun TEMİZ ENERJİ üssü Hidrojen Vadisi buna enjekte edilmeli. Enerji koridorunda olmak geleceğin temiz enerjisinde öncelik almak için önemli görülmektedir. Ülke beyin kapasitesi kobileri üst boyuta taşımak için seferber edilmeli, ilaveten dünya beyinleri bu vadilere ve üslere çekilmeli, ayrıca entegre edilebilir 100 Yeni Şehir Türkiye ve etki coğrafyasında ihtisaslaştırılarak bu merkeze entegrasyon içinde sıfırdan kurulmalı.

 

LÜTFi ALTUN

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın