Osmancık’tan Osmanlı İmparatorluğuna

Osmancık öylesine bir vizyonla yola çıkmıştı ki onun omuzlarında yükselen Beyliği sanki büyülü bir değnek dokunmuş gibi büyümüş, onun neslinden gelenler bu tılsımın gücünden güç almışlardır.

Dahası onun torunları sekiz yüz yıllık vizyonu gerçekleştirecekler, bu defa önlerinde Ebedi bir Vizyon hem de “Ebedi İstanbul Vizyonu” gibi tarihten fışkıran muhteşem bir gizemin de temellerini atacaktı.

Neydi Osmancık’a güç veren tılsım?

İşte bu tılsımı anlamak için Atası’na, Edebali’ye ve evveliyatına ulaşmak gerekir.
Ahilik teşkilatının ilk lideri sayılan Şeyh Edebali Karaman Türkmenlerindendir. Karaman’da gördüğü eğitimden sonra, Şam’a giderek, burada tefsir, hadis ve İslam hukuku üzerine çalışmalar yapmıştır. Oradan da Söğüt civarına gelerek, yerleşmiştir.

Osmanoğulları Beyliği’nin manevi kurucusu Şeyh Edebali, Osmanoğulları’nın yönetimindeki Türk ve Bizanslı halkın sorunlarını çözümlemesiyle kısa sürede üne kavuşmuş; Osmanlı, adaletinin hüküm sürmesinde önemli roller oynamıştır.

Osman Bey, bu ünlü şeyhle tanışmış, kızı ile evlenerek, O’nun damadı olmuştur.
Bilecik’te kurduğu zaviye ile yoksullara yardımcı olan Şeyh Edebali, 1326 yılında ve 120 yaşında vefat etmiştir. Mezarı, Bala Hatun ile beraber Bilecik’tedir.

Doğrusu; bir tılsım ararken onu, Edebali’nin sözlerinde bulduğumuzu söylemeliyiz. Hatta o kadar ki Osmancık’tan intikal eden gerçek mirası, bugün de geleceği ararken geçmişte bulduğumuzu söyleyebiliriz.

Tarihle–Geleceğin bir arada olduğunu anlatan, O’nun Osmancık’a vasiyeti hala geçerli ve heyecan vericidir.

 

Lütfi Altun

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın