Büyük İstanbul Depremine Hazır Mıyız? İşte Tüm Olasılıklar…

İstanbul Coğrafyasında tarih boyunca sayısız deprem yaşamıştır. Bunların arasında 1509, 1766 ve 1894 depremleri kent genelinde ve çevre yerleşmelerde büyük yıkımlara neden olmuştur. Bu depremlerin oluşumuna neden olan Kuzey Anadolu Fay’ının Marmara içinden geçen kollarının önümüzdeki yıllar içinde yine kırılarak büyük bir deprem oluşturması beklenmektedir. Kuzey Anadolu Fay hattının Marmara Denizi içinden geçen parçalarının kırılması sonucu oluşacağı düşünülen depremin başta İstanbul’un güney kesimleri olmak üzere, geniş bir coğrafyayı etkileyeceği tahmin edilmektedir. Önümüzdeki 30 yıllık dönem içinde, bu bölgede büyük bir deprem yaşanması %62 olasılığa sahip olduğu belirtilmektedir.(Kundak,S., Türkoğlu,H., 2007.,Barka, 2000. Burton ve diğerleri (2004).

Önümüzdeki 50 yıllık süre içerisinde, Marmara Bölgesi’nde Mw=8.0 dolaylarında bir depremin olma ihtimalinin %90 seviyelerinde olduğunu, bir kısmı ise, Mw=7.9 büyüklüğündeki büyüklüğündeki depremin oluşum periyodunun 550 yıl olduğu belirtmektedir.(Cisternas ve diğerleri 2004) KAF’ın hareketliliği ile 17 Ağustos 1999 depreminin sonuçlarını anlamak ve değerlendirmek üzere yapılan anketlere göre; “İstanbul halkının %58’i İstanbul’da büyük bir deprem olacağına inanmaktadır. Buna sebep olarak bilim adamlarının açıklamalarını (%39) gösteriyorlar.”(APK-İBB 2004/3)



“İSTANBUL’DAKİ BİNALARIN %90’I ÇÖKECEK”

Günümüz Türkçesine çevrilen ve 1894 İstanbul Depremini anlatan yazılı Osmanlı Kayıtlardan anlaşıldığına göre; “Kadıköy, Üsküdar, Tophane, Samatya, Saryburnu cihetlerinde deniz, şiddetli sarsıntının tesiriyle evvela bir hayli müddet çekilmiş ve sonra da karaya doğru ilerlemiştir. Şiddetli hareketin meydana gelmesinden takriben bir çeyrek saat sonra birbirini müteakip dört defa daha sarsıntı olduğu…” belirtilmektedir.(ÇALIK) 1999 depreminden tam bir yıl sonra, yapılan bir uluslar arası değerlendirme toplantısında, İBB Başkan ve en yetkili bürokrasisi ile yerli, yabancı bilim adamı ve çeşitli düzeyde yetkililerin de hazır bulunduğu ortamda, yıllarını İstanbul Planlamasına adamış bir bilim adamının söyledikleri inanılmazdır.“Bu binalar 1509 depremi gibi bir deprem olduğu takdirde tamamen çökecek. İstanbul yapılarının %90’ı çökecek. Yani 8-9 milyon insan tehdit altında bulunuyor. Kurtarma çalışmalarıyla ne yapabiliriz.? Kim neyi kurtaracak? Sokaklara kimse giremeyecek. Bu durumda ne yapmamız lazım? Seyredecek miyiz? Ve beş milyon insanın ölmesine razı mı olacağız.? Razı olursak, bugüne kadar ihmal, bugüne kadar umursamazlık, bugüne kadar adına politika denen şeylerle bu kaçak ve olumsuz yapılar af kanunlarıyla ortaya koymuş durum milyonlarca insanın ölümüne razı olmak olacak. Buna razı olmak cinayete katılmak demek olur. Yalnız ürkiye değil, bütün dünya eğewr bu mesele kareşısında ciddi yaklaşımlarını ortaya koymazsa insanlık bu cinayetin oluşmasına katılmış bulunacak.(CANSEVER, T. 2000)

Türkiye Deprem Haritası

BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİNİN ŞİDDETİ KAÇ OLACAK?


İstanbul’un en temel icracı kamu kurumu olarak kabul edildiği düşünülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin(İSP,s33) depremsellik çalışmaların da da yoğunluk gözlemlenmektedir. Mart 1995 tarihli İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım Plan Raporunda; “ Deprem Senaryosu; İstanbul’da hasar yapabilecek bir depremim 6 veya daha küçük M oluşması ihtimali oldukça büyüktür. Örneğin, 6.0 büyüklüğünde bir depremim meydana gelmesi ihtimali yaklaşık %83.7, 7.0 büyüklüğünde bir depremin oluşması ihtimali ise yaklaşık %30 dur. İstanbul ve çevresini etkileyebilecek en büyük depremin Magnitüdü yaklaşık 7.5 dir.Böyle bir depremin 50-100 yıllık dönemde oluşması ihtimali %3-5 arasındadır. İstanbul’da 7.5 Magnitüd büyüklüğünde bir depremin olması halinde %20 ağır hasar, %40 orta hasar, %40 da hafif hasar meydana gelecektir. …Bu bilgiler ışığında hızlı ve düzensiz kentleşmenin getirdiği riskler göz önüne alındığında hesaplanan kayıplar çok daha fazla olacaktır.” denmektedir. (N.P.R. 1995/1) Kontrolsüz ve düzensiz gelişmeler nedeniyle, kentin deprem riski altında olması, krizin ciddi anlamda hissedilmesine neden olmaktadır. 14 milyon nüfusu barındıran şehrin plansız gelişme nedeniyle tarım alanları ve havzaları tehdit altındadır.(KONUT 2011/)

DEPREM İÇİN ÇÖZÜM ÜRETİLİYOR MU?


1999 Sonrası İBB İstanbul Hasar Tespit Raporları incelendiğinde yaşanan Marmara Depremlerinde genelde binalardaki sorunlar yapım hatalarından ve malzeme yetersizliklerinden kaynaklandığı gözlemlenmektedir. 1999 da depremin merkez üssünden oldukça uzak olan İstanbul’da kısmen zarar gören binaları için resmi kurumlara endişe ve bilgi alma başvurusu yapanlar için İBB Zemin ve Deprem Müdürlüğü tarafından oluşturulan teknik ekipler vasıtasıyla yapılan gözlemlerden elde edinilen bilgi ve bulguların İlk değerlendirmelere göre, yıkım ve tahribatın, %90’ı binaların kusurlarından, %10 zemin sorunlarından kaynaklandığı ifade edilmektedir. Kamu otoritesini imar hukuku anlamında fiilen dışlayan, yeterli teknik dayanım ve güvenliğine sahip olmayan mevcut yapı stoku, yadsınamaz bir gerçekliktir. İstanbul Metropoliten Alanın yapılaşmış alanlarında, yoğun şekilde yer alan doğal ve kentsel risklere açık sorunlu kentsel yapı stoku, yasal ve yasal olmayan unsurlarıyla günümüzde milyonlarca hane halkı büyüklüğüne ulaşmıştır. Buna karşılık kamusal denetimler ve yaptırımlar bir anlamda çaresizlik içinde kalmakta bu defakto durumu ya yok saymakta ya da etkin çözümler üretememektedir.


DEPREMDEN EN ÇOK HANGİ BÖLGELER ETKİLENECEK


İstanbul’da depremde yüksek risk arz eden bölgeler iki kapsamda incelenmektedir. Birincisi doğrudan doğruya yüksek riskli bölgeler sıvılaşma ve heyelan potansiyeline haiz yapılaşmış bölgeler ve gerek deprem yer hareketinin büyüklüğü ve gerekse yapı stoğunun zafiyeti nedeni ile yoğun bina hasarına maruz kalacak bölgeler, ikincisi dolaylı risk arz eden bölgelerdir. Deprem nedenli yangın, patlama ve tehlikeli madde sızmasına maruz kalacak meskun mahallerle, potansiyel bir baraj göçmesi nedeni ile ani su baskınına uğraması muhtemel yerlerdir. Kentsel bir bölgede deprem riski sıralamasında; yer hareketi (şiddet, 0.2s ve 1.0s periyotlu spektral ivmeler), zemin problemleri (sıvılaşma ve heyelan potansiyeli yüksek yerler), bina hasarları (ağır hasar ve toptan göçme sınıfı), toplam can kaybı sayısı, yapısal hasar kaynaklı mali kayıplar, acil barınma ihtiyacı olan aile sayısı, kapalı yol oranları (acil yardım ve kurtarma etkinliği açısından), yangın-tehlikeli madde sızması-patlama gibi unsurlar öne çıkmaktadır. Riskli bölgelerin öncelik sıralamaları sayılan unsurların belirli ağırlıklarla değerlendirilmesi ile bulunabilmektedir.(İDMP,s.11)

OLASI BÜYÜK İSTANBUL DEPREMDE KAÇ KİŞİ YAŞAMINI YİTİRECEK?


JICA çalışması, İstanbul ve çevresi için, 50.000 ile 60.000 civarında ağır hasarlı bina, 500.000 ile 600.000 civarında evsiz aile, 70.000 ile 90.000 civarında ölü, 120.000 ile 130.000 civarında ağır yaralı, 400.000 civarında hafif yaralı, 50 milyar ABD doları civarında maddi kayıp çıkacağını öngörmüşse de sahada deneyimlenen bulgular ikincil kayıpların çok daha fazla olacağını ve zararların 400 milyar doları bulacağı şeklindedir.(İBB/İŞAT/2005) Konu kapsamında Marmara Bölgesi’nde meydana gelen depremlerden oluşan hasarların giderilmesi için Dünya Bankasından kısmen proje desteği sağlandığından MEER (Marmara Depremi Acil Yardım ve Yeniden Yapılandırma Projesi) ve ISMEP (İstanbul Sismik Risk Azaltma ve Acil Durum Projesi) kısa orta uzun vadeli rehabilitasyonlar kapsamında deneyimlenmektedir. Özellikle ISMEP projesi ile Istanbul bölgesi acil durum yönetimi müdahale sisteminin geliştirilmesi, daha gelişmiş kentsel planlama çerçevesinde depremden hasar görebilecek alanların yeniden yapılandırılması, yerleşim alanlarının güçlendirilmesi ve sismik risklerin azaltılmasına yönelik yenilikleri desteklenmesi belirtilmektedir.

Bunları da sevebilirsiniz